Cami
Fatih, İstanbul / Türkiye
Yapımı: 1520-1566
İstanbul’un yedi tepesinden birinde, asırlardır şehri selamlayan bir şaheser yükselir: Süleymaniye Camii. Sadece bir ibadethane değil; Osmanlı İmparatorluğu’nun gücünün, estetik anlayışının ve Mimar Sinan’ın dehasının taşa bürünmüş halidir.
Süleymaniye Camii, Osmanlı’nın en parlak döneminde, Kanuni Sultan Süleyman’ın emriyle 1550-1557 yılları arasında inşa edilmiştir. Yapımı yaklaşık 7 yıl süren bu muazzam külliye, koca bir imparatorluğun insan gücünü, mühendislik bilgisini ve ekonomik gücünü bir araya getirmiştir.
Mimar Sinan’ın "kalfalık eserim" olarak nitelendirdiği cami, açıldığı günden bu yana İstanbul’un atlattığı onlarca büyük depreme ve yangına rağmen tek bir çatlak bile almadan günümüze ulaşmayı başarmıştır. Sinan’ın temelde kullandığı özel drenaj ve esneklik sistemleri, yapının asırlara meydan okumasını sağlamıştır.
AYRINTI
Mimar Sinan
Osmanlı İmparatorluğu'nun altın çağında yaşamış, dünya mimarlık tarihinin en büyük dehalarından biridir.
Kanuni Sultan Süleyman, II. Selim ve III. Murat dönemlerinde tam 50 yıl boyunca "Mimarbaşı" (başmimar) olarak görev yapmış, imparatorluğun estetik ve mühendislik vizyonunu tek başına şekillendirmiştir.
Sinan’ın dehası, sadece estetik tasarımlarında değil, yapıların depreme dayanıklılığı, akustiği ve havalandırma sistemleri gibi ileri düzey mühendislik çözümlerinde saklıdır. Ardında camiler, köprüler, su kemerleri ve medreseler dahil olmak üzere 300'den fazla anıtsal eser bırakan Mimar Sinan; taşın estetiğini mühendisliğin matematiğiyle birleştirerek yüzyılları aşan bir miras inşa etmiştir. 80 yaşından sonra inşa ettiği ve Edirne’de yükselen Selimiye Camii, geniş kubbe tasarımıyla mimarlık tarihinin zirve noktalarından biri kabul edilir.
Kendi deyimiyle sanatının aşamalarını üç büyük eseriyle tanımlar:
Şehzade Camii (Çıraklık Eseri)
Süleymaniye Camii (Kalfalık Eseri)
Selimiye Camii (Ustalık Eseri)
İstanbul'daki Osmanlı dönemine ait en büyük camiidir.
Diğer Osmanlı imparatorluk camileri gibi Süleymaniye Camii de, medreseler, imaret, dârüşşifâ, sıbyan mektebi, hazîre ve çeşitli sosyal yapıları içeren geniş bir külliyenin parçasıdır.
Süleymaniye’nin mimarisi, sadelik ile ihtişamı aynı potada eritir. İçeri girdiğinizde sizi boğmayan, aksine ferahlık hissi veren devasa bir alan karşılar.
Yerden 53 metre yükseklikteki ana kubbe, 26,5 metre çapıyla mekanın merkezini oluşturur. Bu ağırlığı taşıyan fil ayakları, mimariyi bozmayacak şekilde ustalıkla gizlenmiştir. Mimar Sinan, cami içindeki sesin en köşeye bile net ulaşabilmesi için kubbenin etrafına içi boş 64 küp yerleştirmiştir. Bugün bile en hafif fısıltı caminin her yerinden duyulabilir. Cami içindeki yüzlerce yağ lambasından çıkan isin duvarlara zarar vermemesi için kapının üzerine özel bir "is odası" yapılmıştır. Hava akımı isleri bu odaya yönlendirmiş ve bu isten dönemin en kaliteli mürekkepleri üretilmiştir.
Camide bulunan 4 minare, Kanuni’nin İstanbul’un fethinden sonraki 4. padişah olduğunu; minarelerdeki toplam 10 şerefe (minare balkonu) ise Osmanlı’nın 10. padişahı olduğunu simgeler.
Süleymaniye Camii, tarihi yarımadanın üçüncü tepesinde, Fatih ilçesinde yer alır. Haliç’e, Boğaz’a ve Galata Kulesi’ne hakim bir noktada kurulmuştur.
Konumu o kadar stratejiktir ki, hem şehrin birçok noktasından tüm heybetiyle görünür hem de arkasındaki muazzam avludan bakıldığında ziyaretçilerine eşsiz bir İstanbul panoraması sunar. Caminin hemen yanındaki sokaklar ise dönemin ruhunu yansıtan ahşap evleri ve meşhur Süleymaniye kuru fasulyecileriyle canlılığını korumaktadır.
Ayrıca caminin haziresinde (mezarlığında) Kanuni Sultan Süleyman, eşi Hürrem Sultan ve bu şaheserin mimarı Mimar Sinan’ın türbeleri bulunur. Süleymaniye, Osmanlı’nın hem entelektüel hem de sosyal hayatının merkez üssüydü.
Süleymaniye Camii ve çevresindeki koruma alanı, UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan “İstanbul'un Tarihî Alanları”nın dört bileşeninden biridir. Tarihi Yarımada içinde yer alan bu bölge, farklı dönemlerde çeşitli koruma statülerine kavuştu: 1981'de kentsel ve tarihi koruma alanı olarak ulusal kayıtlara geçti, 1995'te ise Arkeolojik, Kentsel Arkeolojik, Tarihi ve Kentsel Sit Alanı olarak yeniden tescil edildi. Alan içerisinde, anıtsal yapılar ve sivil mimarlık örnekleri de dâhil olmak üzere 920 tescilli mülk bulunmaktadır.
Süleymaniye bana kendimi çok iyi hissettirdi. Üniversite yıllarımdaki sıklıkla uğradığım bu camiye, sıcak bir haziran gününde yolum tekrar düştü. Bahçesindeki ağaçlar, denizden gelen ılık esinti ve Sinan'ın dehasıyla inşa edilmiş, yazın ortasında bile serinliğini koruyan o muazzam ortam... Bazen çok yakınımızdaki güzellikleri ihmal ediyoruz. İstanbul'da yaşıyoruz ama İstanbul'u gerçekten yaşıyor muyuz?
Rutinden çıkmak, şehrin tadını çıkarmak lazım :)